Günümüz Problemi Covid-19

2019 yılında Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayıldığı düşünülen Sars-CoV2 yada diğer adıyla Covid-19 dünya çapında ekonomik, sosyal ve psikolojik etkilere sebep olmuştur.

Pandeminin ilk dönemlerinde özellikle araştırmalar fizyolojik belirtilere ve tıbbi müdahalelere odaklanmış salgının sosyal ve psikolojik etkileri geri planda bırakılmıştır. Ancak yapılan çalışmalar pandemi sürecinde hem salgının hemde kullanılan önleyici faktörlerin geniş çaplı etkilerini ortaya koymuştur. Depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve anksiyete bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların bu dönemde arttığı ve artmaya devam ettiği gözlenmiştir. Nitekim, virüsün yayılım hızını kesmek için uygulanan sosyal izolasyon süreçlerinin bireyleri depresyon döngüsüne soktuğu sosyal destek mekanizmalarından mahrum kalan bireylerin depresyon süreçlerini daha ağır geçirdiği tespit edilmiştir. Hipokondriyazis yada halk dilinde “hastalık hastalığı” vaklalarının görülme sıklığı artmış obsesif kompülsif bozukluğu olan bireylerin telafi davranışlarında artışlar görülmüştür.

Yaşanan pandemi sürecinde travma ve travma sonrası stres bozukluğu(TSSB) yaşayan bireylerde artış gözlenmiş özellikle Covid-19 hastalığını geçiren bireylerde bu oranın yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Bu bağlamda virüsle mücadele sürecinde sağlıklı bir denge politikası kurmak çok önemlidir. Aldığınız önlemler sizin hayat kalitenizi arttırmak ve sağlığınızı korumak üzerine olmalı takıntı düzeyinde ve gündelik işlerinizi felç edecek şekilde sizi kontrol eder hale gelmemelidir. Kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek, sosyal mesafeye uymak mevcut durumda uygulanabilirliği en kolay yöntemlerdir. Evde izolasyon halinde kaldığımız dönemlerde kendimize bir hobi edinmek, veya daha önceden yapmak isteyipte yapamadığımız bazı bireysel etkinlikleri tekrar gün yüzüne çıkarmak sağlıklı baş etme yöntemleridir. Beyni pozitif ve genel hatalarıyla faydalı etkinliklere zorlamak pandeminin getirdiği kara bulutları dağıtmasada kişisel odak noktanızı değiştirecektir.

Unutmayın ki daima baktığımız pencere ne göreceğimizi belirler. Yalnızca vaka ölüm kısıtlama üçgenine odaklanan bir beynin gerekli hormonal düzenlemeyi yaparak mutlu olması beklenemez. Pandeminin seyrini kontrol edemiyor olsakta kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanarak ona bakış açımızı değiştirmenin psikolojimiz üzerinde fazlasıyla olumlu etkileri olacağı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Bu süreçte bir uzmana danışmaktan çekinmemeli ve gerekli desteği aldığımızdan emin olmalıyız.

Psikolojik destek bir hak ve ihtiyaçtır.

-Klinik Psikolog Çağan Yüksel

Yazar Hakkında

Uzman Klinik Psikolog Çağan Yüksel

2018 yılında Işık Üniversitesi İngilizce psikoloji programını bitiren Çağan Yüksel, Klinik Psikoloji Programında Yüksek Lisans öğrenimini tamamlamıştır.

Lisans süreci boyunca “Bireylerin kişilik özellikleri ile araç tercihleri arasındaki ilişki” ve “Bireylerin kişilik özelliklerine göre bireyler arası duygusal ilişki” adlı iki psikolojik araştırmayı başarıyla tamamladı.

Ardından Beykent üniversitesi Klinik Psikoloji programına kabul aldı ve "Covid-19 sürecinde sosyal izolasyonun depresyon ve covid-19 korkusu ile ilişkisi" adlı tezini teslim sürecini takiben eğitimini başarıyla tamamladı.

Yüksek lisans sürecinde “Kripto para yatırımcılarının kayıplarının psikolojik etkileri” konulu akademik çalışmayı başarıyla tamamladı.

Bu süre zarfında aynı zamanda Humanite Psikiyatri Kliniği,
Tin Psikoloji Kliniği ve Fransız Lape Hastanesinde stajyer psikolog olarak görev aldı. Ayrıca Ermeni Hastanesinde gerçekleştirilen öfke kontrol, bipolar bozukluk ve temel psikoloji seminerlerine katılımını gerçekleştirdi.

MMPI ve MOXO dikkat testi uygulayıcı eğitimlerini ve Bilişsel Davranışçı terapi ekolü eğitimini tamamladı ve seanslarında halen bu ekolü kullanmaktadır.

Yazarlığa ilgi duyan Yüksel, 2015 yılında ilk kitabı olarak "Bir Garip Elveda" adlı kitabını çıkarmıştır.

2 yılı aşkın süredir Bilişsel Davranışçı Terapi ekolü ile LGBTİ bireyler, cinsel kimlik ve yönelim, depresyon, yas, kaygı bozuklukları, ihmal, aile ve sosyal ilişkilerle ilgili problemler, stres, duygu durum bozuklukları gibi konularda çalışmalarını sürdürmektedir.