Bildiğiniz Cehennem

Hepimiz bir şekilde değişmek isteriz. Bu bazen fiziksel bazen de ruhsal anlamdadır. Aynaya bakıp burnum acaba daha düz mü olmalıydı deriz, daha zayıf olsam daha güzel olmaz mıydı deriz, ağladığımızda acaba bu kadar duygusal olmamalı mıydım deriz…

Peki biz aslında ne olmalıyız? Sağlıklı olan ne? Kafamızın içindeki hiç susmayan ses doğru mu söylüyor, değişmeye mi ihtiyacımız var?

Her yeni yılda yeni hedefler konulur, gece uyumadan önce sabah için planlar yapılır, her doğum gününde dilekler dilenir… Çok büyük motivasyonla isteriz değişmeyi. Hem büyük bir motivasyonla hem de çok hızlı olmasını isteriz değişimin. Bir an önce, hatta olabiliyorsa hemen olmasını isteriz. Peki değişim böyle bir şey midir, hemen gerçekleşebilir mi?

Değişim çok zorlu ve uzun bir süreçtir. Süreç zorludur ama en önemlisi kendini değiştirmek daha da zordur. Belki de bu yüzden de değişmekle ilgili çabalarımız yarım kalır. Değişmek zordur ve bunu bilerek gireriz bu sürece. Her şeye rağmen yapacağım, bu sefer başaracağım deriz. Sürecin içinde yok olur gideriz. Kaybolur, motivasyonumuzu unuturuz. Nasıl heyecanla ve istekle başladığımızı, değişimin sonucunda alacağımız hazzı unutur yarı yolda bırakırız. Sonra oturur bir gün tekrar başlayacağımızı düşünürüz. Bizi gelip değiştirmesi için sihirli bir değnek bekleriz belki de!

Değişmek için asıl ihtiyacımız olan şey ne büyük bir motivasyon ne de istektir.

Değişmek için gerekli olan tek şey, değişmesini istediğimiz tarafımızı kabul etmektir. Bu bazen bir kişilik özelliği bazense fiziksel özellik olabilir. Değişimin başlaması kabulden geçer. İlk önce duygusal olduğunuzu, sinirli olduğunuzu ya da her neyden şikayet ediyorsanız onu kabul etmeniz gerekir. Bu noktada kabul etmek yerine direnç gösteriyorsanız, değişim başarılı bir şekilde gerçekleşmez. Çünkü direnç sizi korur, güvenli alanınızda tutar.

Diyelim ki olumsuz bir olay yaşadığınızda kendinizi acıların içinde gömülü buluyorsunuz. Artık bunun size zarar verdiğini biliyor ve bunu değiştirmek istiyorsunuz. Bir şeyler alıp okumaya, internette araştırmaya başlıyorsunuz, arkadaşlarınızdan tavsiye alıyorsunuz. Terapiye git dediklerinde de aslan kesiliyorsunuz.

Neden mi?

Çünkü acıyı dibine kadar yaşamak sizin birçok şeyden kaçmanıza birçok şeye de sığınmanıza yardımcı oluyor. Acıyı böylesine yaşamak bazen yataktan hiç çıkmamanıza, sevdiklerinizin sizinle daha çok ilgilenmesine hizmet ediyor. Siz yaşadığınız süre boyunca bunu öğreniyor dolayısıyla başka bir çatışmadan çıkma yöntemi bilmiyorsunuz. Bu sizin bildiğiniz cehennem haline geliyor. Bilinç dışı bildiğiniz cehennem, bilmediğiniz cennetten iyidir diyor ve sizi değişimden koruyor. Böylelikle siz acıya yatırım yapmaya başlıyor bununla yaşamınızı sürdürmeye devam ediyorsunuz. Kendimi böyle kabul ettim, olmuyor deyip var olan durumu kabullenmeye başlıyorsunuz. Aslında bu kabullenmek değil, güvenli alanınızı terk etmekten korkmaktır.

Unutmayın, her değişim zorlu ve uzun bir yolculuk ister ama bu uzun yolculuğun başı kabulden geçer.

Kendi yolunuzu bulmanız dileğiyle…

index.bg4

index.bg8

Klinik Psikolog Zeynep Tepe

Acıbadem Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul Aydın Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimimi tatmamladım. Lisans eğitimim süresince Darülaceze Kayışdağı Tesisleri, Yenikent Devlet Hastanesi, Moodist Psikiyatri& Nöroloji Hastanesi, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi’nde stajyer psikolog olarak görev aldım.
Psikodinamik Temelli Bütüncül Psikoterapi Eğitimi, Hipnomeditatif Yeniden İşlemleme Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Terapisi, Bordeline Kişilik Bozukluğunda Şema Mod Terapisi, Kişilik Bozukluklarında Klinik Görünüm ve Görüşme Teknikleri, Kişilikleri Tanıma ve Baş Etme, Müzik Terapi gibi eğitimler aldım.
Bütüncül Psikoterapi perspektifinden danışan görmekteyim.