Doğa Bize Niye İyi Gelir? Doğanın İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri

Doğa Bize Niye İyi Gelir? Doğanın İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri

Stresli hissettiğinizde, bunaldığınızda ne yaparsınız? “Ben bi’ çıkıp hava alayım” cümlesi tanıdık geliyor mu mesela? Hava almaya çıkıp kısa bir yürüyüş sonrası döneriz evimize. Hatta bulunduğumuz yerde bir park varsa, orada vakit geçiririz. Bu pek çok insan için ortaktır. Peki sizce neden olabilir?

Bunun sebebi belki de dışarıya çıkmakla doğaya temas etmeye çalışmamızdır. Çünkü doğada olmak, modern yaşamın görüntü ve seslerinden uzaklaşmamızı sağlıyor. Doğada hem sakin hem canlı hem de hareketli hissediyoruz. Çevre psikoloğu Kaplan bu duruma “yumuşak büyülenme” diyor. Bu duyguyu siz de güzel bir doğa manzarasına tepeden bakarken, bir günbatımını izlerken hissetmiş olabilirsiniz.

Konsantrasyon seviyemiz artar

Kaplan, yumuşak büyülenmeyi Dikkat Restorasyon Teorisi’nde ele alır. Bu teoriye göre doğada zaman geçirmek, konsantrasyon seviyemizi artırır; hem de hiç çabasız bir şekilde, öyleye durup doğaya bakarak, hışırdayan yaprak, gökyüzünde hareket eden bulutların bizi büyülemesine izin vererek. Doğada zihnimiz öylece gezinir ve ana dalar. Normalde konsantre olmak için çevremizdeki uyarıcıları azaltır, filtreleriz. Oysa doğada birden çok duyuyu deneyimleriz ve bu konsantrasyonumuza katkı sağlar. Ne ilginç değil mi?

Sürekli erişilebilir olmaya bir mola verebiliriz

Yapılan bir çalışmada insanların doğada yalnız kalmak istemesinin sebeplerinden birinin “cihazlarından ayrılmak” olduğu bulundu. Yani dijital bağlantıdan uzaklaşmaya ihtiyacımız var. E-posta, sosyal medya gibi gündelik teknolojiler olmadan hayatı deneyimlemek istiyoruz. Hatta belki de iş, aile, arkadaşlar, haberler gibi sosyal dünya parçalarının tümüyle mesafelenerek sürekli erişilebilir olmamızın beklenmesine de mola vermek istiyoruz. Kimileri bunu yapıyor aslında “dijital detoks” olarak. Bunu doğada yapmak, hissettiğimiz stres faktörlerine karşı bir panzehir görevi görebilir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyonumuzu artırmanın yanı sıra doğada vakit geçirmek pozitif vücut imajını da geliştirmekteymiş, Instagram’da vakit geçirmenin aksine. Toplumsal rol ve sorumluluklarımızı bir kenara bırakabiliriz

Doğada vakit geçirmek istememizin diğer bir sebebiyse fiziksel ayrılmadır. Fiziksel ayrılma ile iş dünyasının ses ve görüntülerinden uzaklaşırız. Bir geri çekilme imkânı buluruz kendimize. Böylelikle toplumsal rol ve sorumluluklarımızın yüklerini bırakabiliriz.

Otantik benliğimizle bağ kurabiliriz

Toplumdan, kültürümüzden dönemsel bir şekilde geri çekilme yaşayarak otantik benliğimizle yeniden bağ kurabiliriz. Şu sorulara kültürel faktörlerden daha az etkilenerek yanıt verebilir ve bir iç gözlem yapabiliriz: Ben kimim? Neye değer veriyorum? Ne istiyorum?

Ruhsal bağlılık hissederiz

Doğa aynı zamanda doğal dünyaya hayranlık duyduğumuz ve kendimizden daha büyük bir şeye bağlı hissettiğimiz bir yerdir. Hatta araştırmalar evde ya da halka açık bir yerde yalnız olmaya göre, doğada tek başımıza olduğumuzda hissettiğimiz yalnızlığın daha düşük olduğunu bulmuşlardır. Çünkü kendimizi ruhsal olarak doğaya bağlı hissediyoruz.

Doğanın psikolojimize bazı etkileri bunlardır. Bize ne kadar iyi geldiğini gördükten sonra hala evde durmayacaksınız umarım. Haydi bu, sizi parklara, doğaya çağıran bir işaret olsun. 🍃✨